Monday, February 24, 2014

TAYYAR'DAN GEZİ KAHRAMANLARINA ÇİRKİN İFTİRALAR

Galatasaray Beşiktaş maçı sonrası Twitter'da Şamil Tayyar, "Taksim'de kandil simidi dağıttınız, abdestsiz cuma kıldınız, birayla iftar açtınız! Tekbir eksikti onu da pis oyuna alet ettiniz! Utanmazlar." şeklinde bir paylaşımda bulununca İhsan Eliaçık sözleri üstüne alarak cevap verdi.
İşte o Tweetler...
 
 

Sunday, February 23, 2014

AKP’li Şamil Tayyar polis kardeşine torpil yaptı


AKP’li Şamil Tayyar’ın milletvekili olduktan sonra polis kardeşi Ertuğrul Tayyar’ı Meclis’e aldırdığı ortaya çıktı. AKP kulislerinde polislik yapan Tayyar, 750 lira fazla maaş alıyor

Geçen yıl yürürlüğe giren İdari Teşkilatı Kanunu ile birlikte askeri personelin TBMM’deki görevine son verilmiş ve güvenlik tamamen Meclis Koruma Daire Başkanlığı’na devredilmişti. Bununla birlikte polis sayısı 2 bin 200’e yükselen meclis içerisinde milletvekillerinin yakınlarına torpil yaptığı ortaya çıktı. Bu torpillerden en dikkat çekeni ise AKP Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar’ın polis memuru kardeşi Ertuğrul Tayyar... Tayyar, 12 Haziran 2011 seçimlerinde AKP’den Gaziantep Milletvekili olmasının 6’ıncı ayında kardeşi Ertuğrul Tayyar’ı TBMM Koruma Daire Başkanlığı’na aldırdı. 29 Aralık 2011’de göreve başlayan ve maaşına 750 lira zam alan Ertuğrul Tayyar’a yapılan torpil bununla da kalmadı. Tayyar’a, göreve başlamasından birkaç ay sonra meclis içerisinde AKP kulislerinde görev verildi. Meclis’in en şanslı polislerinden olan Ertuğrul Tayyar halen burada görev yapıyor.

TORPİLSİZ POLİS NE YAPIYOR?

Meclis’te 6 yıl görev yapan polislerin normal şartlarda kulislerde çalışması zaman alıyor. Polisler, bu süre içerisinde meclis binası dışında yaz-kış Meclis’in çeşitli noktalarında dönüşümlü olarak görev yapıyor. Polisler kıdemleri yükseldikçe rahat koşullarda görev yapabilme şansını yakalıyor.

MECLİS DOĞRULADI

Konuyu soru önergesi vererek Meclis’e taşıyan CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’e gelen yanıt ise Ertuğrul Tayyar’a yapılan torpili doğruladı. Yanıtta, mevzuatta milletvekili yakınlarının meclis içerisinde çalışamaması ile ilgili bir madde bulunmadığı belirtilerek, “Polis memuru Ertuğrul Tayyar 29.12.2011 tarihinde TBMM Koruma Daire Başkanlığında göreve başlamış ve ihtiyaç çerçevesinde İç Güvenlik Şube Müdürlüğünde görevlendirilmiştir. Şube içi görevlendirme hizmetin daha etkin ve verimli yürütülmesi için Şube Müdürü tarafından yapılmaktadır. İç Güvenlik Şube Müdürlüğü 4 Büro Amirliğinden oluşmakta olup, Ana Bina Koruma Büro Amirliği personeli 16 değişik noktada dönüşümlü olarak görev ifa etmektedir” denildi.

DİBEK: DİĞER POLİSLERİN GÜNAHI NEDİR?

Dibek, Yurt’a yaptığı açıklamada, “Bu hak mı adalet mi? Rotasyon yapıldığı iddialarına rağmen Tayyar'ın kardeşi kayırılmış ve hemen iç sahada görevlendirilmiş. Aynı tarihte göreve başlayıp hala dış sahada çalışan polislerin günahı ne? Hatta yıllardır Meclis’te görev yaptıkları halde sürekli dış sahalarda çalışan polis memurlarının suçu Tayyar'ın kardeşi olmamaları mı?” dedi. (Yurt)

 http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/akpli-samil-tayyar-polis-kardesine-torpil-yapti-h4992.html

AHMET HAKAN: CEMAATCİYİM!!!


 

Ahmet Hakan neden cemaati savunduğunu anlattı

Son günlerde AKP ile demaat arasındaki çatışmayı köşesinde değerlendiren Ahmet Hakan, neden cemaati savunduğunu yazdı...

Hürriyet gazetesi yazarı Ahmet Hakan AKP ile Gülen Hareketi arasındaki dershane savaşını çok sayıda yazı ile yorumlarken bu yazılarına okurlardan gelen tepkileri paylaştı.

"Sen de cemaaten şikayetçi değil miydin? Şimdi niye Cemaat’i savunuyorsun?” şeklinde özetlediği tepkilere yanıt veren Ahmet Hakan "Ortada bir haksızlık varsa... Bize düşen “Yiyin birbirinizi” diyerek el ovuşturmak mıdır? Yoksa hakkı tutup kaldırmak mıdır?" diye sordu.

İşte Hakan'ın yazısındaki ilgili bölüm:

Feodalleşmesek
HÜKÜMET yandaşından da...
Hükümet karşıtından da...
Benzer bir soru geliyor bana.

*

Üç aşağı beş yukarı...
Şöyle bir soru:
“Cemaat devlete sızmaya çalışmadı mı? İktidara ortak olmaya çalışmadı mı? Poliste kritik konumları ele geçirmedi mi? Yargıda kontrolü ele almadı mı? Sen bunlardan şikâyetçi değil miydin? Şimdi niye Cemaat’i savunuyorsun?”


AKP'NİN ELİNDE CEMAATİ BİTİREBİLECEK ARŞİV VAR   Haberi okumak için tıklayın 

*

Benim cevabım da sorular şeklinde olacak:
Cemaat o işleri yaparken tek başına mı yaptı?
Hükümet istemeseydi Cemaat örgütlenebilir miydi poliste ya da yargıda?
Bir sorumluluk söz konusuysa... Neden iki grubun sorumluluğundan söz edilmez de tek sorumlu Cemaat gibi gösterilir?
Hem diyelim ki Cemaat, geçmişte çok kötü, çok fena, çok acayip işler yaptı... Bu durumda bize düşen, haklı da olsa, haksız da olsa Cemaat ne diyorsa tersini savunmak mıdır?
Bu durumda “Senin emmoğlu benim emmoğlunu öldürmüştü” diyerek kan davası güden feodallerden ne farkımız kalacak?
Konumuz dershaneyse ve Cemaat bu konuda haklıysa... “Madem sen başka konularda çok kötü şeyler yaptın, ben de sana bu konuda destek atmıyorum” mu diyeceğiz?
Ortada bir haksızlık varsa... Bize düşen “Yiyin birbirinizi” diyerek el ovuşturmak mıdır?
Yoksa hakkı tutup kaldırmak mıdır? 
 

BOP = BÜYÜK OKTAR PROJESİ


Bazı internet sitelerince çok ilginç iddialar yer aldı. Adnan Oktar’ın niçin mehdi ilan edildiği hakında ilginç tesbitlerin yer aldığı internet siteleri bu işin arkasında da İsrail’in ve Büyük İsrail Projesi’nin olduğuna dikkat çekiyor.

YAHUDİ YERİNE MUSEVİ DİYOR
Adnan Oktar ropörtajlarında Yahudi yerine Musevi terimini kullanıyor. Yani ‘o da hak bir din’ demek istiyor. Ayrıca “onlar bizim kardeşlerimiz” diyerek “hep beraber cennete gideceğiz” dediği yahudileri överek yere göğe sığdıramıyor. Özellikle dindar yahudilerden bahsederken gözlerinin içi parlıyor. Bunun ve mehdi olduğunu iddia etmesinin sebepleri internet sitelerinde şu şekilde yorumlanıyor:

—-
İSRAİL 50 YIL İLERİYİ DÜŞÜNDÜ

İsrail 50 yıl ilerisine yatırım yapmıştı. Adnan Oktar, Harun Yahya lakabı ile piyasaya sürüldü. Kendisine sınırsız destek veriliyor, hesapsız kaynak aktarılıyordu. Allah’ın mucizelerini anlatmak ve Darwin teorisini çökertmek amacıyla onlarca belgesel yapılmıştı. Ve böylece “Darwinzm büyük bir projeye feda edildi.” Çünkü Adnan Oktar, ileride “Mehdi Darwinizmi çökertecek ve yok edecektir” diyebilecekti.

Bu belgesellerin nerede, nasıl ve kimler tarafından çekildiği bilinmiyor. Belgesellerini yabancı insanların canlandırması da dikkat çekicidir.
Verilen görüntüler, yapılan açıklamalar ve analizlerle Darvin çökertilmeye çalışılacak ve sözde Harun Yahya çok büyük bir iş yapmış olacaktı. Öyle ya yüz yıllardır kemikleşmiş bir yapıya sahip dinsizlik teorisi DARWİNİZM çökmüş olacaktı.
Yine yapılan belgesellerle Türk İslam Birliği üzerinde duruluyor, Türklerin Dünyaya hâkim olacağı vurgusu yapılıyordu.

Bütün bunların bir amacı da Türk Müslümanların güvenini kazanmaktı.

MEHDİ GELECEK

Türk Müslümanlarının dikkati ve güveni kazanılmıştı. Adnan Oktar’ı mahalli ve ulusal kanallarda görüyor, trajı yüksek gazetelerde makalelerini okuyordunuz. Büyük görevin birinci ayağı yerine oturmuştu.

Sıra ikinci ayakta idi ama bunu yapmak çok zordu. Çıktığı televizyon kanallarında ve gazetelerde ‘Mehdi’nin geleceğinden bahsetmeye başlamıştı. Yavaş yavaş Mehdinin alametleri ve zuhuru üzerine yoğunlaşıyordu.

MEHDİ GELİYOR

Sonra bir de gördünüz ki Mehdi’nin alametlerini kendinde görmeye başlıyor, kendisinin Mehdi olabileceği hususunda çevreden gelen iltifatları değerlendiriyordu. Konuşmalarında, yaptığı işlerin ancak bir Mehdi’nin yapabileceğine ve söyledikleri şeylerin gerçekleştiğine vurgu yapmaya başlamıştı.

MEHDİNİN AMACI

Adnan Oktar kendisini Mehdi olarak takdim edecek, Türk halkı tarafından kabul görecek ve benimsenecekti. Sözü dinlenecek olan Mehdi, bize, İsrail’in ve Yahudilerin “kardeşlerimiz olduğu” hususunu vurgulayacak, “onlar Peygamber neslidir” diyerek onlara sahip çıkmamızı söyleyecek, Dünya’nın huzurunu İsrail’in rahat olmasına bağlayacaktı. Böylelikle eğilmez TÜRK HALKI da İsrail’in uşağı haline getirilecekti.

İşte bütün bunların bir tek amacı vardı. Büyük İsrail Projesinin gerçekleştirilmesi.

Kendisinin de ifade ettiği gibi “Türk İslam Birliği kurulmalı ve İsrail güven içinde yaşamalı”ydı. Yani Adnan Oktar, gerçekten de mehdi olacaktı ama İsrail’in Mehdisi olacaktı…

CÜBBELİ VE ADNAN OKTAR SAVAŞI

İşte Tam bu sırada İsmailağa cemaatinin (yazıyı alıntıladığımız internet sitesinin yorumu) halifelerinden  Cübbeli Hoca lakaplı Ahmet Ünlü’nün Harun Yahya mehdi olamaz diyerek çıkması ve sebeplerini kaynakları ile anlatması, Adnan Oktar’a bir şamar etkisi yaptı. Cübbeli “Biz onun mehdiliğini 20 yıl erteledik” diyerek dalga bile geçiyordu. Adnan Oktar, 100 yılın projesine engel olan Cübbeliye savaş açtı. Ve bu savaş giderek kızışıyor.

ADNAN OKTAR VE İSRAİL AŞKI

 
İnternete düşen videolarında İsrail hakkındaki söyleri de bu teoriyi destekler nitelikte. “Onlar bizim kardeşlerimiz, TÜRK halkı ve İsrail kıyamete kadar kardeştir, onları seviyoruz” gibi cümleleri halen internette mevcuttur.
—–

Biz soruyoruz; Filistinli Mslüman kardeşlerimiz yurtlarından çıkarılırken, sebepsiz yere öldürülürken, toprakları işgal edilirken, her türlü fitnenin başı İsrail iken biz nasıl onlara ‘kardeşlerimiz’ diyebiliriz. Hele tahrif olan dinlerini ‘geçerli’ olarak kabul edip onlarla “cennete gideceğimizi” nasıl söyleriz. Biz diyoruz ki bütün bunlar büyük bir oyun ve projenin parçalarıdır. Bu projenin adı da
BÜYÜK OKTAR PROJESİ” dir.

Ehli sünnet inancının yıkılmaz direkleri değerli hocalarımız Allah’ın izniyle bu tehlikeyi farketmiş, İslam alemini ve özellikle Türk milletini bu tehlikeden haberdar etmiştir. Allah onlardan razı olsun.

Allah cümlemizi sevdiklerimiz ile haşreylesin…

“Onlar hileye başvurdular, Allah da onların tuzağını boşa çıkardı. Allah hileleri boşa çıkaranların en hayırlısıdır.”
(ÂLİ İMRÂN suresi, 54. ayeti)
 

SAPIKLIĞIN ÖNCÜLERİNDEN CÜBBELİ'NİN SAPIKLIKLARI-1

OKU

HAŞA..CÜBBELİ NE ZIRVALIYOR.SÖZDE CEBRAİL (a.s) VAHYİ ARŞI ALADAKİ PERDENİN ARKASINDAN MUHAMMED (s.a.v)'DEN ALIYORMUŞ.CEHENNEM İFTİRA ATANLARIN CEZASI OLARAK YETER...
HAŞA..CÜBBELİ NE ZIRVALIYOR.CÜBBELİ PEYGAMBERİ İLAH EDİNİYOR..SÖZDE CEBRAİL (a.s) VAHYİ ARŞI ALADAKİ PERDENİN ARKASINDAN MUHAMMED (s.a.v)'DEN ALIYORMUŞ.CEHENNEM İFTİRA ATANLARIN CEZASI OLARAK YETER CÜBBESİYLE NAM BULAN HAYSİYETSİZ

 http://yorumsizden2014.blogspot.com/

Saturday, February 22, 2014

Fethullah Gülen:“Muhammedun Resulüllah yok”


Bu bölümde Fethullah Gülen Hoca Efendi’nin sözlerinden oluşan bir kitaptan, hoşgörü ve diylaog adına nasıl tavizlerin verildiğini ve Kur’an ayetlerinin nasıl yanlış yorumlandığını göreceğiz. Dileyenler bu kitaplarda tarihi, günü belli olan o sözleri bulabilirler ve bakabilirler. Dolayısıyla bizi hakısz yere itham etmek ve anlatılanlara “iftira” deyip sıyrılmaya çalışmak yerine bu yazıları araştırabilirler.

Sayfada da okuduğunuz gibi “Kur’an ayetleri çok sert” deniliyor. Ne demek bu? Ne manaya geliyor? Ne olursa olsun, yaratıcımız ve yegane hüküm sahibi Allah’ın kelamına “sert ifade” demek ne manaya geliyor? Bunu sokaktan geçen bir insana sorsak o bile kabul etmeyecektir. Neden? Çünkü o “Hikmet sahibidir”, “yaratandır”, “yoktan var edendir”… Seni ve senin kalem tutan elini, diyaloğa girdiğin dilini yaratan O Allah’tır.
Bir işçi bile müdürüne bu tarz bir çıkış yapsa “maaşına zam, işine son” derler.
(Hocaefendi “söylerler” dese de buna karşı çıkmak yerine tasdik edip sebep sıralıyor)

Ama gelin görün ki bir Hocaefendi böyle talihsiz bir çıkış yapabiliyor. Ve bunu gündeme getirince biz suçlu oluyoruz.
Diyor ki: “Bu (sert) üslup her zamanki yahudi ve hıristiyanlar için geçerli sayılamaz.”
Neye döndü bu biliyor musunuz? Kur’anda bulunan deyn (sözleşme) ayetinde bir erkeğe karşılık iki kadının şahit olarak istenmesine ne demişti bazıları: “Yok efendim o zamanın kadınları okuma yazma bilmezdi, şimdikiler aydınmış da iki kadın yerine bir olurmuş”
Aynısı değil mi? Aynı tahribat, tahrifat değil mi? O halde bir çok ayeti yeni baştan eleyelim. Bu o zaman geçerliydi de şimdi geçmez, çünkü şartlar değişmiştir… diyelim haşa!!!
Bu sözler “Kur’an çöl kanunu, bu güne uymuyor” diyenlere destektir bir bakıma. Onlarda dün için geçerli olup, bu gün için geçerli olmadığını savunuyorlar. Ha bir ayetin böyle olduğunu söylemişsiniz ha bütün Kur’an’ın böyle olduğunu söylemişsiniz farketmez ki. Ne buyuruyor Yüce Rabbimiz:
“Muhakkak o kimseler ki, Allah Teâlâ’yı ve O’nun peygamberlerini inkar ederler ve Allah Teâlâ ile peygamberlerinin arasını ayırmak isterler ve, «Bazısına imân eder ve bazısını inkâr eyleriz,» derler, ve bunun arasında bir yol tutmak isterler. İşte onlar hakiki kafirdirler.”(Nisa 151)

Ayeti kerimede zikredildiği gibi ayetlerin bazısına iman etmek yani kabul etmek ve bazısını kabul etmemek çok büyük tehlikeye sebebiyet veriyor. Bunu zaten ayet beyan etmiş. Bu ayeti kerimeyi aşağıda da zikredeceğiz.
Şu altı çizili cümleyi bile bir kitapta, bir sayfada, bir kağıtta yazılı görmek bizi derinden yaralıyor. Bunu bir müslümanın midesi nasıl kaldırır! Nasıl!!! Yada O Nebinin hürmetine yaratılan o el nasıl yazabilir bu cümleyi! Bunu sizin yorumunuza bırakıyoruz ama burada şu hususu belirtmek isteriz.
Hocaefendi okuduğu ayeti tefsir ederken “Allaha kul olan başkalarına kul olmaktan kurtulur, İşte gelin sizinle bu mevzu üzerinde birleşip bütünleşelim” diyor ve sonunda “dikkat edin burada Muhammedun Resulüllah yok” diyor.
Yani Allah’ın Resulünü, habibini bir kenara itip Hıristiyan ve yahudilerle birleşecek bütünlecekler. Bu olacak işmidir?
Yukarıdaki ayeti kerimede ne buyuruyordu: “Muhakkak o kimseler ki, Allah Teâlâ’yı ve O’nun peygamberlerini inkar ederler ve Allah Teâlâ ile peygamberlerinin arasını ayırmak isterler…”
Çok önemli bir ayettir ve bütün bu iddiaları yerle bir eder aslında… Yani ayetin sonunda “gerçek kafirler” olarak nitelendirilen insanları Allah Teâlâ ile peygamberlerinin arasını ayıran”lar olarak ifade ediyor Rabbimiz…
BİRLEŞMEK VE BÜTÜNLEŞMEK
“Birleşmek” oturup konuşmaktır da peki “bütünleşmek” de ne oluyor? Nasıl bir bütünlük bu? Bir yahudi bir Müslümanla nasıl bütünleşir? Gazze’de görüyoruz silah ve bomba ile müslümanlarla nasıl bütünleşiyorlar!!!
KUR’AN BİR BÜTÜN OLARAK DEĞERLENDİRİLİR
Kur’an bir bütün olarak değerlendirilir. Yani biz “MUHAMMEDUN RESULÜLLAH” cümlesini bu ayette göremedik diyelim, Kur’anın tamamını inceleyip de kafirler için peygamberimize itaatin şart koşulmamış olduğunu görsek, yine tamam. Ama böyle bir şey söz konusu bile değil. Kur’an-ı Kerimde Allah’a itaat nerede zikrediliyorsa peşinden Resulüne itaat zikredliyor.
AYETİ KERİMELERDEN
“(Habîbim ! Seninle diğer peygamberler arasında farkı açıklama üzere tüm kullara) De ki : “Ey insanlar ! Şüphesiz ki ben,O Allâh’ın sizin hepinize (döndermiş olduğu) elçisiyim ki,göklerin ve yerin (saltanat ve) mülkü sadece Kendisine aittir,O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur,O diriltir ve öldürür.! O halde Allâh’a da,o Nebiyy-i Ümmî olan Rasûlüne de îmân edin ki,o da Allâh’a ve (hem kendisine,hem de diğer peygamberlere indirmiş olduğu) kelimelerin(in tümün)e inanmaktadır.
Bir de (kuru bir tasdikle yetinmeyip,dînini yaşamakla yükümlü olduğunuzu kabullenerek) ona hakkıyla tabî olun,tâ ki siz (hakka ve hakikate) dihâyet bulabilesiniz.!” (A’râf Sûresi : 158)
24/52- Kim Allah’a ve Resülüne itaat eder, Allah’tan korkar ve O’na karşı gelmekten sakınırsa, işte onlar başarıyı elde edenlerin ta kendileridir.
24/54- “Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin” de. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir.
24/56- Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Resüle itaat edin ki size merhamet edilsin.
ÂL-İ İMRÂN SÛRESİNDE DE
31. De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
32. De ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kafirleri sevmez.
Sen haşa “Muhammedun resulüllah yok” dediğin zaman bunlar ve daha nicesini yok saymış olursun ki yukarıdaki son ayette “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kafirleri sevmez.” buyuruyor. Demek ki Mevla Teala Resulünden yüz çevireni sevmiyor! Peki, siz Allahın sevmediği insanlar ile nasıl “birleşmeden” ve “bütünleşmeden” bahsedebiliyorsunuz?
Bediüzzaman hazretleri’de diyaloğa sanki bir yol vermiş ve böyle açık beyanları varmış gibi gösteriliyor. Yani yukarıda gördüğünüz gibi ayetleri yanlış yorumlayanlardan beklenebilecek bir harekettir. Kur’an böyle yorumlamalar ile tahrif ediliyorsa Üstad Hazretlerinin risalelerini kendi amaçları doğrultusunda yorumlamaları normaldir.
Şimdi bakın! İyi bakın! Bütün adımlar tamam. Kur’an ayetleri yumuşatıldı, projeye uygun bir ayet yorumlandı. Üstad hazretlerinden sözde izin alındı. Sıra geldi “müşterekleri artırmaya”
Bu bir emirdir aslında. Zaman yazarı Ahmed Şahin ne diyordu “Amnetüde ittifak etmekteyiz” Demek ki herkes araştırıp müşterekleri artırma derdine düşmüş.
Hayrettin Karaman da fırsattan istifade: “Yahudi ve hıristiyanlar cennete girebilirler”(polemik değil diyalog s35) diyebilmişti. Çünkü nede olsa alt yapı hazırdı. Düşünsenize o kadar müşterek varsa ve “birleşip bütünleşilmişse” onlarda girsinler cennete değil mi?
İşte yüzyılın tahribatının bütünüyle perde arkası. Biz kelimeleri alıp eğip bükmedik, olduğu gibi sayfasını koyduk ki kimsenin aklında şüphe kalmasın istedik.




www.ismailaga.info
 http://yorumsizden2014.blogspot.ae/